TASAVVURDA YENİLMEK
24 Ekim 2007 11:10
Tasavvurda kaybedilmiş bir savaş cephede kazanılamaz.
Biliyorum, aforizmik olduğu kadar muhkem bir cümle oldu. Anlamını, iddiadan yargıya vardıran bu söz, belki de yenilgiyle sonuçlanan her savaşın ardından tartışılmalı.
Korkuyla girilmiş savaşlar; galibiyet, mağlubiyet ve beraberlik gibi birbirinden farklı sonuçları olan futbol müsabakalarına benzemez.
Korku, kabuğunda kanayan namussuz bir yaradır.
Firar, teslimiyet ve mahkumiyet gibi biri diğerinden onursuz sonuçları kaçınılmaz kılar.
Savaşmanın ve kazanmak kadar kaybetmenin de onuru vardır. Ama bu onur, davasına mutlak bir inançla bağlı olanlar içindir. Ve en kötü düşman, savaşı kazanan tarafa zafer gururunu yaşatmayacak kadar korkusuna teslim olandır.
Bazen sadece onur için savaşılır. Onuru için savaşmayan bir kavmin zaferi kutlanamayacağı gibi yenilgisinin matemi de tutulmaz.
Esatirul evvelin de olsa (mitolojik menkıbe) Termofil Geçit’ini aşarak Yunanistan’ı işgal etmek isteyen ve iki milyon askeriyle hücum eden Pers Kralı Xerxes’in “güneşi gölgeleyen okları”, “okların gölgesinde savaşan” Dienekes komutasındaki 300 Spartalıyı mağlup etmeye yetmemiştir.
Kral Xerxes; “Ey Spartalılar silahlarınızı verin”
Leonidas; “Gel ve kendin al”
Girdiği Ateş Geçidi’nden bir daha çıkamadı Kral…
Bugün Termofil de dimdik duran Anıt, aynı zamanda korkusuzluğun yarattığı demokrasi abidesidir.
Korku; tiranlıktır, diktatörlüktür.
Korku; olağandışılıktan olağanüstü hal yaratma hastalığıdır.
Korku; yabancılaşmadır, yabancılaştırmadır, yabanileşmedir.
Korku; ölümü onursuz kılan yaşam poliçesidir.
Korku; şuursuz iki milyon askerle 300 çıplak Spartalıya yenilmenin hazin mitolojyasıdır.
Korku; güneşi kapatan okların gölgesinde hezimete uğramaktır.
Korku; gidememektir.
Korku; gidip de dönememektir.
Korku; kılıcını düşürdüğü yerde teslim olmaktır.
Korku; sadakatsiz ve kahpe müttefikleri kararlı düşmana karşı örgütleme zaafıdır.
Korku; olduğu yerde vurulmayı beklemektir.
Korku; geceyi ışıtan mermilerle karanlığı bastırmaktır.
Koku; kendisini korusun diye kapısına bağladığı köpeği (düşmanı haber veren havlayışından ürktüğü için) öldürmektir.
Korku; bir karaltıyı tabur gibi görmektir.
Korku; birebir boyutunu binlerce kat aşan gölgelerin günbatımı hükümranlığıdır.
Korku; mazeret bulmaktır, maruzat dinlememektir.
Korku; düşmana teslim edilmiş en büyük silah en ölümcül cephanedir.
Tasavvurda kaybedilmiş bir savaş cephede kazanılamaz. Çünkü korkuyla çıkılan seferler savaşmayı gerekli bile kılmaz. Düşman vur/a/masa bile korkusundan ölür. 300 Spartalı vatansız kalmamak için ölümü tercih etmişti. Ama 2 milyon Persli ölmemek için yenilmeyi…
Şimdi o meşhur Termofil savaşına dönelim;
Kral Xerxes; “Ey Spartalılar silahlarınızı verin”
Leonidas; “Gel ve kendin al”
Kral Xerxes ; “Oklarımız bir bulut gibi güneşi gölgeleyecek”
Dienekes; “O halde biz de gölgede savaşırız”
Eğer yalan değilse ibret verici bir diyalog. Yenmenin zaferi yaşanmıyorsa dahi yenilmenin bir onuru olmalı.
Nükleer çağda savaşın onuru kalmadıysa bile, onurun savaşı asla bitmemeli.
Onur için verilen savaşın iki sonucu vardır;
“Ya istiklal, ya ölüm!”