“Her canlı ölümü tadacaktır. ” (Âl-i İmrân, 185)
“Yer yüzünde bulunan her canlı fanidir” (Rahmân,26)
“Biz senden önce de hiçbir beşere dünyada ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, onlar baki mi kalacaklardır?” (Enbiyâ, 34)
Şüphesizki imanıyla bizlere kuvvet veren bir dosttu ve yazı ve şiirleriyle bizleri aydınlatan bir ışıktı Mehmet Sait YAKUT. Ayetlerin hem Arapçasını hem de Türkçesini ezbere bilen, sohbetlerimizde sık sık bizlere hatırlatan kardeşimizdi. Biz dostları buna şahitlik ederiz. Bir arkadaşımızın da dediği gibi O’nun ışığı şimdi bin parçaya bölünerek her birimize dağıldı.
Doğduğunda yerlerde kar vardı, öldüğünde de. Bir kar tanesi gibi hakikat güneşiyle erirdi her zaman. O şimdi en sevdiğine, sonsuz güneşine kavuştu sırayı bizlere devrederek.
Ellezîne izâ esâbethum musîbetun, kâlû innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn(râciûne).
Onlar ki; kendilerine bir musîbet isabet ettiği zaman: “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslim olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” dediler.
M.Sait YAKUT karlı bir Şubat günü trafik kazasında genç yaşta ahirete göç etti. Daha önceki Şubatlardan birinde kaleme aldığı şiirinden bir dörtlükte bakın bizlere ölümü nasıl hatırlatıyordu.